Hamilelik ve doğumla ilgili inanışlar

Son yıllarda tıpta yaşanan ilerlemeye karşın Anadolu’da modern doğum yöntemlerinin uygulandığı durumlarda dahi geleneksel doğum kültürü ve halk inanışları geçerliliğini korumaya devam ediyor.
Doğumların kolay olması için kadının saç bağlarının çözülüp kilitli olan kapı ve sandıklar açılırken çocuğun istenen özellikte olması için göbek bağı farklı yerlere gömülüyor.
Hamilelik ve doğuma ilişkin batıl inançların kadınlar için en önemli dönem olan annelik öncesini etkilediğini belirten uzmanlar, hamilelik döneminde kadından ayıya, maymuna ve deveye bakmaması, balık, tavşan, paça ve kelle eti yememesi sakız çiğnememesi, cenazeye gitmemesi, cesede bakmaması, gizli, saklı bir şeyi alıp yememesi istenirken aya, gökyüzüne, güzel kimselere bakması, gül koklaması, ayva, elma, yeşil erik ve üzüm yenmesinin istendiğini söylediler.
Hamile kadının karnının sivri olmasının ya da tatlılara aş ermesinin erkek çocuğa işaret ettiğinin düşünüldüğünü ifade eden uzmanlar, karnın yuvarlak olmasının veya ekşili ve acılı yiyecekler istenmesinin kız çocuğa işaret olduğuna inanıldığını kaydettiler.
Birçok kişinin kadının hamileliği sırasında baktığı, yediği, içtiği ve yaptıklarıyla doğacak bebek arasında bağ kurduğunu dile getiren uzmanlar, anne karnındaki bebeğin ilk kıpırdadığı an kime bakılırsa bebeğin ona benzeyeceği düşüncesiyle o dönemde kadınların sevdikleri insanlarla bir arada bulunmaya özen gösterdiklerini vurguladılar.
Anadolu kültüründe doğumla ilgili inanış ve uygulamalar çok zengin olduğunu anımsatan uzmanlar, doğum sırasında örgülü saçları çözmek, kilit açmak, dilenciye sabun vermek gibi zararsız inanışların yanı sıra doğum sırasında bebeğin rahimden sökülüp gelmesi için hamileyi sallamak, baş aşağı çevirmek, kollarında tutup sarsmak gibi tehlikeli uygulamalara da rastlandığını aktardılar.
Doğumdan sonra çocuğun göbek bağının herhangi bir yere atılmadığının altını çizen uzmanlar “Çoğu zaman göbek bağı, belirli bir yere saklanır veya gömülür. Göbek bağı, çocuğun evcil olması için dolabın ya da sandığın içine, akıllı olması için okul bahçesine, dindar ve imanlı olması için camii bahçesine gömülür” dedi.
Loğusa döneminde albastının anne ve çocuk için en büyük tehlikenin olduğuna inanıldığını vurgulayan uzmanlar, “Bunu önlemek için en yaygın uygulama kadının üzerinde kırmızı renk bulundurmaktır. Bunun yanı sıra loğusa şerbetinin ve loğusa şekerinin kırmızı renkli olması ya da annenin başına kırmızı renkli kurdele takılması da vardır” dediler.

Son yıllarda tıpta yaşanan ilerlemeye karşın Anadolu’da modern doğum yöntemlerinin uygulandığı durumlarda dahi geleneksel doğum kültürü ve halk inanışları geçerliliğini korumaya devam ediyor.Doğumların kolay olması için kadının saç bağlarının çözülüp kilitli olan kapı ve sandıklar açılırken çocuğun istenen özellikte olması için göbek bağı farklı yerlere gömülüyor.Hamilelik ve doğuma ilişkin batıl inançların kadınlar için en önemli dönem olan annelik öncesini etkilediğini belirten uzmanlar, hamilelik döneminde kadından ayıya, maymuna ve deveye bakmaması, balık, tavşan, paça ve kelle eti yememesi sakız çiğnememesi, cenazeye gitmemesi, cesede bakmaması, gizli, saklı bir şeyi alıp yememesi istenirken aya, gökyüzüne, güzel kimselere bakması, gül koklaması, ayva, elma, yeşil erik ve üzüm yenmesinin istendiğini söylediler.Hamile kadının karnının sivri olmasının ya da tatlılara aş ermesinin erkek çocuğa işaret ettiğinin düşünüldüğünü ifade eden uzmanlar, karnın yuvarlak olmasının veya ekşili ve acılı yiyecekler istenmesinin kız çocuğa işaret olduğuna inanıldığını kaydettiler.
Birçok kişinin kadının hamileliği sırasında baktığı, yediği, içtiği ve yaptıklarıyla doğacak bebek arasında bağ kurduğunu dile getiren uzmanlar, anne karnındaki bebeğin ilk kıpırdadığı an kime bakılırsa bebeğin ona benzeyeceği düşüncesiyle o dönemde kadınların sevdikleri insanlarla bir arada bulunmaya özen gösterdiklerini vurguladılar.Anadolu kültüründe doğumla ilgili inanış ve uygulamalar çok zengin olduğunu anımsatan uzmanlar, doğum sırasında örgülü saçları çözmek, kilit açmak, dilenciye sabun vermek gibi zararsız inanışların yanı sıra doğum sırasında bebeğin rahimden sökülüp gelmesi için hamileyi sallamak, baş aşağı çevirmek, kollarında tutup sarsmak gibi tehlikeli uygulamalara da rastlandığını aktardılar.Doğumdan sonra çocuğun göbek bağının herhangi bir yere atılmadığının altını çizen uzmanlar “Çoğu zaman göbek bağı, belirli bir yere saklanır veya gömülür. Göbek bağı, çocuğun evcil olması için dolabın ya da sandığın içine, akıllı olması için okul bahçesine, dindar ve imanlı olması için camii bahçesine gömülür” dedi.Loğusa döneminde albastının anne ve çocuk için en büyük tehlikenin olduğuna inanıldığını vurgulayan uzmanlar, “Bunu önlemek için en yaygın uygulama kadının üzerinde kırmızı renk bulundurmaktır. Bunun yanı sıra loğusa şerbetinin ve loğusa şekerinin kırmızı renkli olması ya da annenin başına kırmızı renkli kurdele takılması da vardır” dediler.

Yazıyı faydalı bulduysanız lütfen paylaşın
Twitter Facebook Google+

Bir cevap yazın