Hamile kanından hızlı babalık testi

Uzmanlar, yakın gelecekte hamileliğin erken evresinde anne adayının kolundan alınan az miktarda kanın babalık tayini yapmak için yeterli olacağını belirtiyor.
Son yıllarda, anne kanındaki çocuğa ait hücre ve DNA’larla ilgili çalışmalar babalığın belirlenmesi açısından büyük umut veriyor. Yakın gelecekte uygulanacak yeni yöntemde ise anne kanıyla çocuğa ait genetik materyale ulaşılması hedefleniyor.
Çocuğa ait DNA’lar, anne kanına çok erken dönemde geçtiği için, yöntemin günümüzdekilerden çok daha erken dönemde uygulanıp olası riskleri ortadan kaldıracağı belirtiliyor.
Yeni teknik ne getiriyor?
Günümüzde kullanılan yöntemlerle, anne karnındaki bebeğe birçok genetik hastalık teşhisi konulmasının yanında babalık tayini de yapılıyor. Amniyosentez, koriyonik villus örneklemesi, kordosonetez ve çölosentez gibi tekniklerle bebeğe ait hücreler elde ediliyor.
Yöntemlerin hepsi “girişimsel teknikler” olduğu için, hem bebek, hem de anne için belli oranda risk içeriyor. Bu riskler, gebelik kayıpları, doğumsal anomaliler ve farklı enfeksiyonlar anlamına geliyor.
Bir başka sorun ise tekniğin uygulanma süresi. Çünkü girişimsel teknikler, gebeliğin 16. haftasından önce uygulanamıyor. Oysa Türkiye’de yasal kürtaj süresi 10 hafta olduğu için, 16. hafta geç kalınmış bir süre olarak görülüyor ve çeşitli sorunların yaşanmasına neden oluyor.
Yeni tekniğin avantajları neler?
Anne karnında erken dönemde gerçekleşen babalık tayininin, adli tıp alanında cinsel saldırıya uğrayan kadının gebeliğinin, partnerinden mi, yoksa saldırgandan mı kaynaklandığını belirlemede çok önemli rol oynayacağı belirtiliyor.
Eğer bebek, anne adayının partnerinden ise bunun erken dönemde belirlenmesinin, yaşanan stresi önemli ölçüde azaltacağına dikkat çekiliyor.
Bebeğin saldırgandan olması halinde ise gebeliğe son verme kararı, yasal süre ve ciddi sağlık sorunları riski olmadan alınabiliyor.
Bu yöntem, hem adaletin daha hızlı çalışması hem de anne ve bebek için herhangi bir sağlık riski taşımaması nedeniyle, bu tip uygulamaların ön şartı olan etik değer tartışmalarının da önüne geçiyor.

Uzmanlar, yakın gelecekte hamileliğin erken evresinde anne adayının kolundan alınan az miktarda kanın babalık tayini yapmak için yeterli olacağını belirtiyor.Son yıllarda, anne kanındaki çocuğa ait hücre ve DNA’larla ilgili çalışmalar babalığın belirlenmesi açısından büyük umut veriyor. Yakın gelecekte uygulanacak yeni yöntemde ise anne kanıyla çocuğa ait genetik materyale ulaşılması hedefleniyor.Çocuğa ait DNA’lar, anne kanına çok erken dönemde geçtiği için, yöntemin günümüzdekilerden çok daha erken dönemde uygulanıp olası riskleri ortadan kaldıracağı belirtiliyor.Yeni teknik ne getiriyor?Günümüzde kullanılan yöntemlerle, anne karnındaki bebeğe birçok genetik hastalık teşhisi konulmasının yanında babalık tayini de yapılıyor. Amniyosentez, koriyonik villus örneklemesi, kordosonetez ve çölosentez gibi tekniklerle bebeğe ait hücreler elde ediliyor.Yöntemlerin hepsi “girişimsel teknikler” olduğu için, hem bebek, hem de anne için belli oranda risk içeriyor. Bu riskler, gebelik kayıpları, doğumsal anomaliler ve farklı enfeksiyonlar anlamına geliyor.
Bir başka sorun ise tekniğin uygulanma süresi. Çünkü girişimsel teknikler, gebeliğin 16. haftasından önce uygulanamıyor. Oysa Türkiye’de yasal kürtaj süresi 10 hafta olduğu için, 16. hafta geç kalınmış bir süre olarak görülüyor ve çeşitli sorunların yaşanmasına neden oluyor.Yeni tekniğin avantajları neler?Anne karnında erken dönemde gerçekleşen babalık tayininin, adli tıp alanında cinsel saldırıya uğrayan kadının gebeliğinin, partnerinden mi, yoksa saldırgandan mı kaynaklandığını belirlemede çok önemli rol oynayacağı belirtiliyor.Eğer bebek, anne adayının partnerinden ise bunun erken dönemde belirlenmesinin, yaşanan stresi önemli ölçüde azaltacağına dikkat çekiliyor.Bebeğin saldırgandan olması halinde ise gebeliğe son verme kararı, yasal süre ve ciddi sağlık sorunları riski olmadan alınabiliyor.Bu yöntem, hem adaletin daha hızlı çalışması hem de anne ve bebek için herhangi bir sağlık riski taşımaması nedeniyle, bu tip uygulamaların ön şartı olan etik değer tartışmalarının da önüne geçiyor.

Yazıyı faydalı bulduysanız lütfen paylaşın
Twitter Facebook Google+

Bir Cevap Yazın